Sonra mevsimler değişiverdi. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçti. Dünya döndü, ben döndüm. Sonra ilkbahar, yaz, sonbahar, kış oldu.
“Nisan en zalim aydır, gövertir.” Demiş T.S.Eliot. “İmkansız şey şiir yazmak aşıksan eğer ve yazamamak aylardan nisansa” demiş Orhan Veli. Hep kuşkulu baktım nisana. Ben hep yeşeren umutlarımla yaza gebe. Diğerlerinin aksine hiç gitmek gelmedi içimden uzak diyarlara. Daha bir kök saldım, nisan yağmurları sonrası somun gibi kabaran toprağa. Mart kedilerine inat hep pati attım, mayıs sıkıntısına.
Sonra dünya döndü ben döndüm. Mevsimlerden yaz, dallarda kiraz, aylardan jazz. Öğrendim “kiraz mevsimin para kazanmak değil, sevişme vakti olduğunu”. Haziranda ölmek zormuş, inadına yaşadım ben de. Martılara bulut attım süzülen ada vapurunun ardından, dalgalara ekmek. Yaz üçgeni yol gösterdi bana ; Vega, Deneb, Altair.
Ağustos böceklerine parıldadım, begonviller koktu bana. Sonra dünya döndü, ben döndüm; sonbahar. En kuru yaprakları ezdim, çıkan hışırtıya gülümsedim. Sokaklarda gezdim, adalarda tozdum, Beyoğlu’nda coştum. İnanmazsanız sorun, tinerci Fatih, hepsine şahit. En çok Kuzguncuğun kedileri sevdi beni eylülde. Oltamdan dökülen istavritleri görünce. Ekimde doğdum, kasımda oldum.
Sonra dünya döndü, ben döndüm mevsimlerden kış oldu. Çatılar kar, evler dar, rüzgar bana yar oldu. Damla damla damıttım, sevinci acı şaraptan.
Sonra dünya döndü, döndü, döndü ben döndüm. Makas ellere tutundum, ezgiler günlük oldu.